1. sıfat, -e Başkasının malını gizlice almak; hırsızlamak, kaldırmak, tüydürmek, uğrulamak"İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı." - Falih Rıfkı Atay
"İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı." - Falih Rıfkı Atay
2. sıfat Vurarak veya sürterek ses çıkartmak"Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu." - Ruşen Eşref Ünaydın
3. sıfat, nesnesiz Çalgı aleti ile bir müzik parçasını seslendirmek"Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır." - Refik Halit Karay
4. sıfat, nesnesiz Ses çıkarmak, ses vermek"Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir." - Reşat Nuri Güntekin
5. sıfat Bir şeyi bir yere çarpmak, vurmak"Oklavayla açtığı yufkaları başının üstünde döndürüp mermere çalar, iyice yayar ve inceltirdi." - Sevinç Çokum
6. sıfat Üzerine sürmek"Ekmeğin üzerine yağ çaldı."
7. sıfat, -i Bozmak, zarar vermek
8. sıfat, -i çelmek
9. sıfat Madeni oymak, kalemle işlemek
10. sıfat, -e Benzemek, andırmak"Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi." - Sait Faik Abasıyanık
11. zarf, mecaz Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak
12. sıfat, -i Süpürmek, temizlemek"Tozu çalmak."
"Tozu çalmak."
13. isim, dil bilgisi Kök durumunda veya zarf-fiil eki alarak hızlı, aralıksız ve özensiz tekrarlanan anlamı veren birleşik kelimeler yapar