Türkçe Sözlük Anlamları

gönülnlü (I)
1. sıfat, isim Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. duyguların kaynağı; içeri, yürek, dil (II), kalp (I)
"Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi." - Orhan Seyfi Orhon
2. zarf, mecaz istek
"Okumaya gönlün var mı?"
3. zarf, mecaz sine
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (72)
gönlü akmakgönlü bulanmakgönlü düşmekgönlü ile oynamakgönlü istemekgönlü kalmakgönlü kanmakgönlü kararmakgönlü kaymakgönlü kırıla kırıla toz hâline gelmekgönlü kırılmakgönlü olmakgönlü rahat olmakgönlü razı olmamakgönlü takılmakgönlü tutuşmakgönlü varmamakgönlü çekmekgönlü çelinmekgönlü çökmekgönlün yazı var, kışı vargönlünde (veya gönüllerde) taht kurmakgönlünde kalmakgönlünden geçirmek (veya geçmek)gönlünden kopmakgönlüne dokunmakgönlüne doğmakgönlüne girmekgönlüne göregönlünü aydınlatmakgönlünü açmakgönlünü düşürmekgönlünü etmek (veya yapmak)gönlünü eğlemekgönlünü hoş etmekgönlünü kaptırmakgönlünü karartmakgönlünü pazara çıkarmakgönlünü serin tutmakgönlünü söndürmekgönlünü yaralamakgönlünü çalmakgönlünü çelmekgönlünün dümeni bozukgönül (veya gönlünü) almakgönül (veya gönlünü) avutmakgönül (veya gönlünü) eğlendirmekgönül (veya gönlünü) yakmakgönül akıtmakgönül avlamakgönül açmakgönül bağlamakgönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmazgönül bulandırmakgönül ferman dinlemezgönül gezdirmekgönül indirmekgönül kimi severse güzel odurgönül kocamazgönül koymakgönül kırmak (veya yıkmak)gönül okşamakgönül var otluğa, gönül var bokluğa (konar)gönül verme evliye, eve gider unuturgönül vermekgönül yıkmakgönül çekmekgönülde şafak açmakgönülden gönüle yol vardırgönülden çıkarmamakgönülden ırak olmakgönüller bir olunca samanlık seyran olur
Birleşik Kelimeler (30)
gönül avcısıgönül bağıgönül belasıgönül birliğigönül borcugönül borçlusugönül bulantısıgönül çöküşügönül darlığıgönül dilencisigönül eğlencesigönül erigönül ferahlığıgönül hoşluğugönül maskarasıgönül meselesigönül okşayıcıgönül rahatlığıgönül rızasıgönül tokluğugönül uğrusugönül yarasıgönlü bolgönlü dargönlü ganigönlü karagönlü tokgönlü zengingönlü yaralıcanıgönülden
tutulmak (I)
1. sıfat, nesnesiz Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
"Ömer Abit Hanı'nda bir yazıhane kiralanmış, aylıkla bir otomobil tutulmuştu." - Ercüment Ekrem Talu
2. sıfat Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak
3. sıfat Ünlü olmak, meşhur olmak
4. sıfat Tutuk duruma gelmek
5. sıfat Kapatılmak, sarılmak
"Kaçmayı düşündüklerinde sokağın iki çıkışının da tutulduğunu gördüler." - İhsan Oktay Anar
6. sıfat Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak
"Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı." - Halikarnas Balıkçısı
7. sıfat, -e Birine tutkun olmak, sevmek
8. sıfat, -e yakalanmak
"Hastalığa tutulduğu sıralarda bir sabun fabrikasında çalışıyordu." - Necati Cumalı
9. isim, spor Bazı takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu tarafından hareketine ayakla veya vücutla engel olunmak; markaja alınmak
vermekir (I)
1. sıfat, -e Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek; lütfetmek, lütfeylemek
"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm." - Ömer Seyfettin
"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm." - Ömer Seyfettin
2. sıfat Bırakmak veya bağışlamak
3. sıfat Ondan bilmek, atfetmek
"Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi." - Falih Rıfkı Atay
4. sıfat Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına bildirmek
"Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum." - Haldun Taner
5. sıfat Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
"Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler." - Attilâ İlhan
6. sıfat Bir şeyi satmak
"Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul."
7. sıfat Kızı, kadını biriyle evlendirmek
"Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar." - Halide Edip Adıvar
8. sıfat yaymak (I)
"Ses vermek. Işık vermek."
9. sıfat Bitki ortaya çıkarmak
"Ağaç bu sene filiz verdi."
10. sıfat Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak
"Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor." - Refik Halit Karay
11. sıfat Bir hâli bir kimse veya yerde hâkim kılmak
"Korku vermek. Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek."
12. sıfat Sahip olmasını sağlamak
13. sıfat kazandırmak
"Hareket vermek. Biçim vermek."
14. sıfat katmak
"Tat, çeşni vermek."
15. sıfat Bir şey ayırmak
"Zaman vermek."
16. sıfat Bir şey harcamak
"Emek vermek."
17. sıfat Bir yere dayamak
"Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi." - Abbas Sayar
18. sıfat doğurmak
"Kezban, ona yedi evlat vermişti."
19. sıfat Bilgi edinmesi için göndermek
"Kursa vermek. Okula vermek."
20. sıfat belirlemek
"Derse girmeden sinema için saat ver, dedi."
21. zarf, argo Cinsel yönden kendisini kullandırmak
22. sıfat, yardımcı fiil Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur
"alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek."
23. sıfat Elindeki parayı kaptırmak; uçlanmak
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (3)
ver elini ...verip veriştirmekvermeyince (veya vermemiş) mabut, neylesin Sultan Mahmut
Birleşik Kelimeler (6)
verkaçelvermekısıverenişverenözverenyediveren
ABAYIYAKMAK bulmacada nedir?

"ABAYIYAKMAK" bulmacalarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir bulmaca sorusudur. Kayıtlarımızda cevap olarak kullanabilecek1kayıt bulunmuştur. Yeni oluşturmaya başladığımız bulmaca arşivine göre "ABAYIYAKMAK" terimi 0 defa bulmacalarda cevap olarak kullanılmıştır. Bu rakamlar sadece belli bir tarihten geçerli olarak tutulmaya başlanmıştır.

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz "ABAYIYAKMAK" sorusuna cevap olarak "Gönül vermek, tutulmak, âşık olmak" yanıtları verilebilir.

Eğer aradığınız cevabı hala bulamadıysanız, yandaki alakalı soruları inceleyebilirsiniz.

IstatistikDeger
Cevap Sayısı1
Bulmacada Çıkma SıklığıBilinmiyor
Kelime Sayısı1
Harf Sayısı11
ABAYIYAKMAK | Bulmaca Sözlüğü