Kulak Vermek

SROŞ

Türkçe Sözlük Anlamları

kulakğı (I)
1. sıfat, isim Başın her iki yanında bulunan işitme organı
"Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." - Hüseyin Cahit Yalçın
"Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." - Hüseyin Cahit Yalçın
2. isim, anatomi Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
"Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu." - Halide Edip Adıvar
3. isim Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
4. isim Saban kulağı
5. isim Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı
6. isim, müzik Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
7. isim, coğrafya Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri
8. zarf, mecaz Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
kulakğı (II)
Rusça
9. sıfat, isim Varlıklı Rus köylüsü
kulakğı (III)
10. sıfat, isim Başın her iki yanında bulunan işitme organı
"Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." - Hüseyin Cahit Yalçın
"Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." - Hüseyin Cahit Yalçın
11. isim, anatomi Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
"Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu." - Halide Edip Adıvar
12. isim Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
13. isim saban kulağı
14. isim Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı
15. isim, müzik Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
16. zarf, mecaz Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (89)
kulak (veya kulaklarını) tıkamakkulak (veya kulağını) tırmalamakkulak arkası (veya ardı) etmekkulak asmakkulak kabartmakkulak kesilmekkulak kıvırmakkulak tutmakkulak vermekkulakları dolmakkulakları paslanmakkulakları patlatmakkulakları uğuldamakkulaklarına kadar kızarmakkulaklarını dikmekkulaklarının pasını gidermekkulağı (bir şeyde) olmakkulağı (veya kulakları) çınlasınkulağı ağır işitmekkulağı dikilmekkulağı duvar olmakkulağı okşamakkulağı olmamakkulağı ters taraftan göstermekkulağına fısıldamakkulağına gelmekkulağına girmemekkulağına gitmekkulağına inanmamakkulağına kar suyu kaçmakkulağına kar suyu kaçırmakkulağına koymak (veya sokmak)kulağına küpe olmak (veya etmek)kulağına söylemekkulağına çalınmakkulağına çarpmakkulağını açmakkulağını bükmekkulağını doldurmakkulağını sağır etmekkulağını çekmekkulağını çınlatmakkulağının zarı patlamakkulağının üzerine yatmak(bir şeye) kulak vermek(birinin) kulağını bükmek(birinin) kulağını çekmek(birinin) kulağını çınlatmak(birinin) kulağının zarı patlamakkulak (veya kulaklarını) tıkamakkulak (veya kulağını) tırmalamakkulak arkası (veya ardı) etmekkulak asmakkulak kabartmakkulak kesilmekkulak kıvırmakkulak tutmakkulakları dolmakkulakları paslanmakkulakları patlatmakkulakları uğuldamakkulaklarına kadar kızarmakkulaklarını dikmekkulaklarının pasını gidermekkulağa kadar gelmekkulağı (bir şeyde) olmakkulağı (veya kulakları) çınlasınkulağı ağır işitmekkulağı dikilmekkulağı duvar olmakkulağı okşamakkulağı olmamakkulağı ters taraftan göstermekkulağına fısıldamakkulağına gelmekkulağına girmemekkulağına gitmekkulağına inanmamakkulağına kar suyu kaçmakkulağına kar suyu kaçırmakkulağına koymak (veya sokmak)kulağına küpe olmak (veya etmek)kulağına söylemekkulağına çalınmakkulağına çarpmakkulağını açmakkulağını doldurmakkulağını sağır etmekkulağının üzerine yatmak
Birleşik Kelimeler (91)
kulak altı bezikulak çivisikulakdavulukulak demirikulak dolgunluğukulak erimikulak kepçesikulak kulağakulak memesikulak misafirikulak sadakasıkulak tıkacıkulak tırmalayıcıkulaktozukulak zarıkulağı delikkulağı kesikkulağı kiriştekulağı tetiktekulağı tıkalıdış kulakekşikulakiç kulakkabakulakkamışkulakkarakulakkepçe kulakorta kulakyelken kulakaslankulağıayıkulağıbaca kulağıcankulağıdenizkulağıdeniz kulağıeşekkulağıfarekulağıfilkulağıkuzukulağımüzik kulağısaban kulağısıçankulağıtavşankulağıeli kulağındaağzı kulaklarındakulak altı bezikulak çivisikulakdavulukulak demirikulak dolgunluğukulak erimikulak kepçesikulak kulağakulak memesikulak misafirikulak sadakasıkulak tıkacıkulak tırmalayıcıkulaktozukulak zarıkulağı delikkulağı kesikkulağı kiriştekulağı tetiktekulağı tıkalıdış kulakekşikulakiç kulakkabakulakkamışkulakkarakulakkepçe kulakorta kulakyelken kulakaslankulağıayıkulağıbaca kulağıcankulağıdenizkulağıdeniz kulağıeşekkulağıfarekulağıfilkulağıkurtkulağıkuzukulağımüzik kulağısaban kulağısıçankulağıtavşankulağıeli kulağındaağzı kulaklarında
kulak vermek (I)
1. merak edip dinlemek, işitmeye çalışmak
"Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın / Bir vatan kalbinin attığı yerdir" - Necmettin Halil Onan
kulak vermek (II)
2. değer vermek, önemsemek
"Usa ve gerçeğe uygun anlatışlara kulak verenin olmadığı görüldü." - Halikarnas Balıkçısı
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (86)
kulak (veya kulaklarını) tıkamakkulak (veya kulağını) tırmalamakkulak arkası (veya ardı) etmekkulak asmakkulak kabartmakkulak kesilmekkulak kıvırmakkulak tutmakkulakları dolmakkulakları paslanmakkulakları patlatmakkulakları uğuldamakkulaklarına kadar kızarmakkulaklarını dikmekkulaklarının pasını gidermekkulağı (bir şeyde) olmakkulağı (veya kulakları) çınlasınkulağı ağır işitmekkulağı dikilmekkulağı duvar olmakkulağı okşamakkulağı olmamakkulağı ters taraftan göstermekkulağına fısıldamakkulağına gelmekkulağına girmemekkulağına gitmekkulağına inanmamakkulağına kar suyu kaçmakkulağına kar suyu kaçırmakkulağına koymak (veya sokmak)kulağına küpe olmak (veya etmek)kulağına söylemekkulağına çalınmakkulağına çarpmakkulağını açmakkulağını bükmekkulağını doldurmakkulağını sağır etmekkulağını çekmekkulağını çınlatmakkulağının zarı patlamakkulağının üzerine yatmakkulak (veya kulaklarını) tıkamakkulak (veya kulağını) tırmalamakkulak arkası (veya ardı) etmekkulak asmakkulak kabartmakkulak kesilmekkulak kıvırmakkulak tutmakkulakları dolmakkulakları paslanmakkulakları patlatmakkulakları uğuldamakkulaklarına kadar kızarmakkulaklarını dikmekkulaklarının pasını gidermekkulağı (bir şeyde) olmakkulağı (veya kulakları) çınlasınkulağı ağır işitmekkulağı dikilmekkulağı duvar olmakkulağı okşamakkulağı olmamakkulağı ters taraftan göstermekkulağına fısıldamakkulağına gelmekkulağına girmemekkulağına gitmekkulağına inanmamakkulağına kar suyu kaçmakkulağına kar suyu kaçırmakkulağına koymak (veya sokmak)kulağına küpe olmak (veya etmek)kulağına söylemekkulağına çalınmakkulağına çarpmakkulağını açmakkulağını bükmekkulağını doldurmakkulağını sağır etmekkulağını çekmekkulağını çınlatmakkulağının zarı patlamakkulağının üzerine yatmak
vermekir (I)
1. sıfat, -e Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek; lütfetmek, lütfeylemek
"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm." - Ömer Seyfettin
"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm." - Ömer Seyfettin
2. sıfat Bırakmak veya bağışlamak
3. sıfat Ondan bilmek, atfetmek
"Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi." - Falih Rıfkı Atay
4. sıfat Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına bildirmek
"Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum." - Haldun Taner
5. sıfat Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
"Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler." - Attilâ İlhan
6. sıfat Bir şeyi satmak
"Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul."
7. sıfat Kızı, kadını biriyle evlendirmek
"Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar." - Halide Edip Adıvar
8. sıfat yaymak (I)
"Ses vermek. Işık vermek."
9. sıfat Bitki ortaya çıkarmak
"Ağaç bu sene filiz verdi."
10. sıfat Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak
"Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor." - Refik Halit Karay
11. sıfat Bir hâli bir kimse veya yerde hâkim kılmak
"Korku vermek. Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek."
12. sıfat Sahip olmasını sağlamak
13. sıfat kazandırmak
"Hareket vermek. Biçim vermek."
14. sıfat katmak
"Tat, çeşni vermek."
15. sıfat Bir şey ayırmak
"Zaman vermek."
16. sıfat Bir şey harcamak
"Emek vermek."
17. sıfat Bir yere dayamak
"Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi." - Abbas Sayar
18. sıfat doğurmak
"Kezban, ona yedi evlat vermişti."
19. sıfat Bilgi edinmesi için göndermek
"Kursa vermek. Okula vermek."
20. sıfat belirlemek
"Derse girmeden sinema için saat ver, dedi."
21. zarf, argo Cinsel yönden kendisini kullandırmak
22. sıfat, yardımcı fiil Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur
"alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek."
23. sıfat Elindeki parayı kaptırmak; uçlanmak
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (3)
ver elini ...verip veriştirmekvermeyince (veya vermemiş) mabut, neylesin Sultan Mahmut
Birleşik Kelimeler (6)
verkaçelvermekısıverenişverenözverenyediveren
Kulak Vermek bulmacada nedir?

"Kulak Vermek" bulmacalarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir bulmaca sorusudur. Kayıtlarımızda cevap olarak kullanabilecek1 kayıt bulunmuştur. Yeni oluşturmaya başladığımız bulmaca arşivine göre "Kulak Vermek" terimi 0 defa bulmacalarda cevap olarak kullanılmıştır. Bu rakamlar sadece belli bir tarihten geçerli olarak tutulmaya başlanmıştır.

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz "Kulak Vermek" sorusuna cevap olarak "SROŞ" yanıtları verilebilir.

Eğer aradığınız cevabı hala bulamadıysanız, yandaki alakalı soruları inceleyebilirsiniz.

IstatistikDeger
Cevap Sayısı1
Bulmacada Çıkma SıklığıBilinmiyor
Kelime Sayısı2
Harf Sayısı12
Kulak Vermek | Bulmaca Sözlüğü