1. sıfat, sıfat Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı"Güzel kız. Güzel çiçek."
"Yalının en güzel odası bizimdi."
2. sıfat İyi, hoş; mis (I)"Güzel şey canım, milletvekili olmak!" - Çetin Altan
3. sıfat Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran"Buradan ayrılman için sana güzel bir fırsat sunuyorum." - Ezgi Özkul
4. sıfat Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran"Turgut rolünün etkisinden henüz kendini kurtaramamış, Selim’in kollarında yatıyor, bu sırada güzel bir hareket oldu…" - Oğuz Atay
5. sıfat Görgü kurallarına uygun olan
6. sıfat Sakin, hoş (hava)"Evet sadece ikimiz... Üstelik ne güzel bir yaz akşamı..." - Füruzan
7. sıfat Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı"Sultan, bu misafirlere iltifat etti, hilatler giydirerek güzel vaatlerde bulundu." - Nezihe Araz
8. sıfat Pek iyi, doğru"Dili önemsemen güzel ama dil öğrenme işini biraz hafife alman lazım." - Salih Uyan
9. sıfat, isim Hoş görünüşlü kız veya kadın"Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar." - Asaf Halet Çelebi
10. sıfat, isim güzellik kraliçesi"Türkiye güzeli Keriman Halis, Belçika’daki yarışmada dünya güzeli seçildi." - Özhan Uluatam
11. sıfat, zarf Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde"Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların." - Reşat Enis Aygen
12. sıfat, zarf Adamakıllı, şiddetli bir biçimde"Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler." - Ömer Seyfettin