Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi

ARA

Türkçe Sözlük Anlamları

alıcı (I)
1. sıfat, isim Alma işini yapan
2. sıfat Satın almak isteyen kimse; müşteri
"Sonra, mal satışı her şeyden önce bir organizasyon, bir alıcı ve pazar yerleri bulma işidir." - Nâzım Hikmet
3. sıfat, sıfat Kendisine bir şey gönderilen kimse
4. isim, fizik almaç
5. isim, sinema kamera
6. zarf, ağızlardan Azrail
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (4)
alıcı bulmakalıcı gözüyle bakmakalıcı kılığına girmekalıcı çıkmak
Birleşik Kelimeler (9)
alıcı kuşalıcı ödemeliaz alıcıcan alıcıgelin alıcıgöz alıcıışınım alıcısıtelevizyon alıcısıuydu alıcısı
ara (I)
1. sıfat, isim İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık; çatlak, mesafe
"Bazı bazı bir bisiklet, ufak bir otomobil aralarından geçiveriyor, ikisini birbirinden ayırıyordu." - Oktay Akbal
2. sıfat İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman
3. sıfat Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi
"Bir aralık, bir askerlik ve vilayet yetkisi meselesinde aralarında bir tartışma çıktı." - Falih Rıfkı Atay
4. sıfat
"Aralarında anası babası ile Binnaz'ın da bulunduğu on sekiz işçiydiler." - Necati Cumalı
5. isim, sinema Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre; antrakt
6. isim, spor Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları
7. isim, spor Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre
8. sıfat, sıfat İki şey arasında bulunan, arada olan
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (36)
ara vermedenara vermekarada kalmakarada kaynamakarada çıkarmakaradan kaldırmakaradan sıyrılmakaradan çekilmekaradan çıkarmakaradan çıkmakaraları limoni olmakaraları şekerrenk (veya serin) olmakaralarına kara kedi girmekaralarında dağlar kadar fark olmakaralarındaki buzları eritmekaralarından kara kedi geçmekaralarından su sızmamakaramızdan ayrılmakarası (veya araları) açılmak (veya açık olmak veya bozulmak)arası geçmedenarası hoş (veya iyi) olmamakarası olmamakarası soğumakarasına (veya aralarına) karışmakarasını (veya aralarını) açmak (veya bozmak)arasını (veya aralarını) bulmakaraya (veya aralarına) soğukluk girmekaraya almakaraya girmekaraya gitmekaraya kaynayıp gitmekaraya koymakaraya vermekarayı açmakarayı soğutmakarayı yapmak
Birleşik Kelimeler (65)
ara araara bağlantıara başlıkara beziara bonoarabozanara bozucuara bulmaara bulucuara cümleara denizara elemanara gazıara kabloara kapıara kararara kazançara kesitara konakçıara malara nağmeara pasıara seçimara sıcakara sınavara sıraara sokakara sözara tümceara yerdeara yönarayüzarada biraçık arabir arao arauzak arabeşibiraradabu aradaapış arasıçatı arasıdevletler arasıdevre arasıekmek arasıgezegenler arasıgözeler arasıhafta arasıhücreler arasıkentler arasıkıtalar arasıkişiler arasıkulüpler arasımahalle arasımemleketler arasımilletlerarasıokullar arasıöğle arasısatır arasışehirler arasıtavan arasıtoplumlar arasıuluslararasıülkeler arasıüniversiteler arasımetinler arasılık
göz (I)
1. sıfat, isim Görme organı; basar, ayn, çeşm, dide
2. sıfat Bazı deyimlerde, görme ve bakma
"Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin."
3. sıfat oda
"Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu" - Ziya Osman Saba
4. sıfat Bakış, görüş
"Bu sefer alacaklı gözüyle baktım."
5. sıfat kaynak (I)
"Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?" - Tarık Buğra
6. sıfat Delik, boşluk
"Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır." - Sait Faik Abasıyanık
"İğnenin gözü."
7. sıfat çekmece
"Masanın gözleri."
8. sıfat Terazi kefesi
9. sıfat nazar
"İnsanı gözle yiyip bitirirler." - Ömer Seyfettin
10. sıfat Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı
"Gözüm canım efendim."
11. sıfat Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri
"Göz aşısı."
12. sıfat hane
"Dama tahtasında altmış dört göz vardır."
13. sıfat Bazı yaraların uç bölümü
"Çıbanın gözü."
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (225)
... gözüyle bakmakgöz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmakgöz (veya gözünün) ucuyla bakmakgöz alabildiğinegöz ardı etmekgöz atmakgöz açamamakgöz açtırmamakgöz açıp kapayıncaya kadargöz boyamakgöz değmekgöz dikmekgöz doldurmakgöz doyurmakgöz etmekgöz gezdirmekgöz gördüğünü istergöz göre göregöz görmeyince gönül katlanırgöz gözü görmemekgöz kamaştırmak (veya almak)göz kaş süzmekgöz kesilmekgöz koymakgöz kulak olmakgöz kırpmadangöz kırpmakgöz kırpmamakgöz süzmekgöz ucuyla görmekgöz ucuyla süzmekgöz var, izan vargöz yummakgöz yummamakgöz yıldırmakgözaydın etmekgözaydına gelmekgözaydına gitmekgözden (veya gözünden) düşmekgözden (veya gözünden) kaçmakgözden (veya gözünden) kaçırmakgözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)gözden geçirmekgözden gönülden çıkarmakgözden kaybetmekgözden kaybolmakgözden nihan olmakgözden uzak tutmakgözden uzaklaşmakgözden çıkarmakgözden ırak olan gönülden de ırak olurgözden ırak tutmakgözden ırak tutulmakgöze almakgöze batmakgöze diken olmakgöze gelmekgöze girmekgöze görünmekgöze görünmemekgöze göz dişe dişgöze yasak olmazgöze çarpmakgözle görülür, elle tutulur hâle gelmekgözle yemekgözleri bayılmakgözleri berraklaşmakgözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)gözleri dönmekgözleri düğümlenmekgözleri fıldır fıldır etmekgözleri fıldır fıldır olmakgözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)gözleri kapanmakgözleri nemlenmekgözleri parlamak (veya parıldamak)gözleri sulanmakgözleri süzülmekgözleri takılıp kalmakgözleri velfecri okumakgözleri yaşarmakgözleri yuvalarından (veya evinden) fırlamak (veya uğramak)gözleri çakmak çakmak (olmak)gözleri çivilenmekgözleri çukura gitmek (veya kaçmak)gözleri ışıklı (olmak)gözleri ışımak (veya ışıldamak)gözleri şimşeklenmekgözleri şıldır şıldır dönmekgözlerinde şimşek çakmakgözlerinden okumakgözlerinden perde kalkmakgözlerine bir ağırlık çökmekgözlerine inanamamakgözlerine içirmekgözlerine mil çekmekgözlerini (veya gözleri) fal taşı gibi açmakgözlerini bayıltmakgözlerini belertmekgözlerini bitirmekgözlerini devirmekgözlerini duman kaplamakgözlerini hayata açmakgözlerini kaçırmakgözlerinin içi gülmekgözlerinin içine kadar kızarmakgözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmakgözü (veya gözleri) açılmakgözü (veya gözleri) dönmekgözü (veya gözleri) kamaşmakgözü (veya gözleri) kararmakgözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)gözü (veya gözleri) okşamakgözü (veya gözleri) takılmakgözü (veya gözleri) üstünde kalmakgözü akmakgözü almamakgözü alışmakgözü arkada kalmakgözü bulanmakgözü büyükte olmakgözü dalmakgözü değmekgözü doymakgözü dumanlanmakgözü dönesigözü dünyayı görmemekgözü gibi bakmak (veya saklamak veya esirgemek veya sakınmak)gözü gibi sevmekgözü gitmekgözü gönlü açılmakgözü görmemekgözü görmez olmakgözü göz değilgözü hiçbir şey görmemekgözü ilişmekgözü kalmakgözü kesmekgözü kesmemekgözü korkmakgözü kör olsungözü kızmakgözü olmakgözü olmamakgözü su içmemekgözü sönmekgözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazgözü toprağa bakmakgözü tutmakgözü uyku tutmamakgözü yememekgözü yılmakgözü çıkasıcagözü ısırmakgözüm görmesingözüm çıksın (veya kör olsun)gözüm!gözün ... görsüngözün aydın!gözündegözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmakgözünde büyümekgözünde büyütmekgözünde kan tütmekgözünde olmamakgözünde tütmekgözünden (veya gözlerinden) uyku akmakgözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmakgözünden kıskanmakgözünden sakınmakgözüne (veya gözlerine) bakmakgözüne batmakgözüne diken olmakgözüne dizine dursungözüne girmekgözüne hiçbir şey görünmemekgözüne ilişmekgözüne karasu inmekgözüne kestirmekgözüne sokmakgözüne uyku girmemekgözüne çarpmakgözünü (veya gözlerini) açmakgözünü (veya gözlerini) dikmekgözünü (veya gözlerini) duman bürümekgözünü (veya gözlerini) kan bürümekgözünü (veya gözlerini) kapamakgözünü (veya gözlerini) kırpmadangözünü (veya gözlerini) oymakgözünü ... hırsı bürümekgözünü alamamakgözünü almakgözünü ayırmamakgözünü açmakgözünü ağartmakgözünü bağlamakgözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)gözünü doyurmakgözünü dört açmakgözünü gözüne dikmekgözünü hırs bürümekgözünü karartmakgözünü kin bürümekgözünü korkutmakgözünü sevda (veya aşk) bürümekgözünü sevdiğimgözünü seveyimgözünü toprak doyursungözünü yummakgözünü yıldırmakgözünü çıkarmakgözünü üstünden ayırmamakgözünün (veya gözlerinin) içine bakmakgözünün bebeği gibi sevmekgözünün feri sönmekgözünün içine baka bakagözünün yaşına bakmamakgözünün çapağını silmedengözünün önünden ayırmamakgözünün önüne gelmekgözünün önünü görmemekgözünün üstünde kaşın var dememekgözüyle (veya gözleriyle) tartmakgözüyle görmek
Birleşik Kelimeler (116)
göz açıklığıgöz akıgöz alıcıgözaltıgöz altıgöz aşısıgöz aşinalığıgöz bağıgöz bağıcıgöz bankasıgöz banyosugöz bebeğigöz bilimigöz boncuğugöz çukurugözdağıgözdemirigöz dikeğigöz dişigöz doktorugöz emeğigöz erimigöz etçiğigözevigöz gözgöz gözegöz hakkıgöz hapsigöz kadehigöz kamaştırıcıgöz kapağıgöz kararıgöz kesesigöz kuruluğugöz memesigöz merceğigöz nurugöz önügöz penceregöz pınarıgöz sevdasıgöz taşıgözyaşıgöz yoklamasıgöz yordamıylagöz yuvarıgöz yuvasıgöz zarı yangısıgöze gözgözü açgözü açıkgözü bağlıgözü dışarıdagözü doymazgözü gönlü tokgözü kapalıgözü karagözü keskingözü pekgözü sulugözü tokgözü yoldagözü yüksektegözümün nuruaçgözaçıkgözaltıngözaynagözcamgözcam gözcingözçakır gözçekik gözdört gözeski göz ağrısıgümüş gözilk göz ağrısıkaragözKaragözkem gözkene gözkötü gözlokma gözmühür gözparagözpatlak gözpetek gözsarıgözsulu gözsüzgün göztepegözuyur gözyalıngözyüz gözbalıkgözüdevegözühorozgözükartalgözükedigözükemer gözükoltuk gözükoyungözükuşgözümalın gözümandagözüöküzgözüpalamar gözüsığırgözütorpido gözüturnagözütütsü gözügündüz gözüyleçıplak gözlebu gözlehalkalı gözlertepegözler
parlak (I)
1. sıfat, sıfat Parlayan, ışıldayan, pırıltılı olan
"Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu." - Halide Edip Adıvar
2. sıfat Temiz, berrak, aydınlık ve ışıklı; ışılak
"Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı / Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı" - Faruk Nafiz Çamlıbel
3. zarf, mecaz Göze çarpacak kadar başarılı
"Birinci İnönü Harbi'ni parlak bir zaferle kazandık." - Aka Gündüz
4. zarf, kaba konuşmada Yüzü güzel (oğlan)
Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi bulmacada nedir?

"Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi" bulmacalarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir bulmaca sorusudur. Kayıtlarımızda cevap olarak kullanabilecek1 kayıt bulunmuştur. Yeni oluşturmaya başladığımız bulmaca arşivine göre "Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi" terimi 0 defa bulmacalarda cevap olarak kullanılmıştır. Bu rakamlar sadece belli bir tarihten geçerli olarak tutulmaya başlanmıştır.

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz "Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi" sorusuna cevap olarak "ARA" yanıtları verilebilir.

Eğer aradığınız cevabı hala bulamadıysanız, yandaki alakalı soruları inceleyebilirsiniz.

IstatistikDeger
Cevap Sayısı1
Bulmacada Çıkma SıklığıBilinmiyor
Kelime Sayısı8
Harf Sayısı48
Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi | Bulmaca Sözlüğü