Eski Dilde Ağız

DEHEN

Türkçe Sözlük Anlamları

ağız (I)
1. sıfat, isim Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü
ağızğzı (II)
2. sıfat, isim Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ
"Kös, kalkan, boru sesleri at kişnemelerine karışıyor, alınan emirler, verilen kumandalar yüzlerce ağız tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu." - Ömer Seyfettin
"Kös, kalkan, boru sesleri at kişnemelerine karışıyor, alınan emirler, verilen kumandalar yüzlerce ağız tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu." - Ömer Seyfettin
3. isim, anatomi Bu organın dudaklarla beraber dış sınırı
"Küçük bir ağız."
4. isim Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
"Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
5. isim Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer
"Çay ağzı."
6. isim Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı
"Körfezin ağzı."
7. isim Giriş yeri
"Şimdi tünelin ağzında değilim artık." - Adalet Ağaoğlu
8. isim kavşak
9. isim Kesici aletlerin keskin tarafı
10. isim Üslup, ifade biçimi
"Acem ağzı"
11. isim Top, tüfek vb. silahlarda namlunun ucu veya açık olan kısmı
"Sağ elinde ağzına mermi sürülmüş bir mavzer tutuyor gibiydi tıpkı." - Demirtaş Ceyhun
12. isim, dil bilimi Belli yerleşim bölgelerine özgü, yazı dili hâline gelmemiş dil; diyalekt: Rumeli ağzı, Konya ağzı, Muğla ağzı, Siverek ağzı vb
13. isim, müzik Bir bölgenin müzik kültüründe görülen söyleyiş özelliklerinin tümü
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (139)
ağza (veya ağızlara) düşmekağza almamakağza alınmaz (veya alınmayacak)ağza tat, boğaza feryatağzı (veya ağzı dili) kurumakağzı burnu yerindeağzı dili bağlanmakağzı dili tutulmakağzı dolu dolu konuşmakağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olurağzı kilitlenmekağzı kulaklarına varmakağzı kurusunağzı köpürmekağzı laf (veya lakırtı) yapmakağzı olan konuşuyorağzı oynamakağzı sulanmakağzı süt kokmakağzı teneke kaplıağzı torba değil ki büzesinağzı var dili yokağzı varmamakağzı yanmakağzı çirişçi çanağıağzı çirişçi çanağına dönmekağzına ... koymamakağzına almakağzına almamakağzına atmakağzına bakakalmakağzına baktırmakağzına biber sürerim (veya çalarım)ağzına bir kemik atmakağzına bir lokma koymamakağzına bir parmak bal çalmakağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutarağzına burnuna bulaştırmakağzına düşmekağzına etmekağzına geldiği gibiağzına geleni söylemekağzına gem vurmakağzına kilit takmak (veya vurmak)ağzına kira istemekağzına layıkağzına sakız olmakağzına sağlıkağzına sürmemekağzına sıçmakağzına takılmakağzına taş almakağzına tükürmekağzına tıkmakağzına verilmesini beklemek (veya istemek)ağzına volta almakağzına vur, lokmasını alağzına yakışmamakağzına yüzüne bulaştırmakağzında bakla ıslanmamakağzında büyümekağzında gevelemekağzında yaş kalmamakağzında çalkalanmakağzındanağzından (söz veya lakırtı) dirhemle çıkmakağzından baklayı çıkarmakağzından bal damlamak (veya akmak)ağzından burnundan getirmekağzından dökülmekağzından düşmemek (veya düşürmemek)ağzından girip burnundan çıkmakağzından hayır çıkmazsa bari şer söylemeağzından inci saçmakağzından kapmakağzından kaçırmakağzından lakırtı (veya laf) almak (veya çekmek)ağzından lokmasını almakağzından söz (veya laf veya lakırtı) eksik etmemekağzından yel alsın!ağzından çıkanı (veya çıkan sözü) kulağı duymamak (veya işitmemek)ağzından çıkmakağzından çıt çıkmamakağzını aramak (veya yoklamak)ağzını açacağına gözünü açağzını açıp gözünü yummakağzını bağlamakağzını bozmakağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak)ağzını burnunu çarşamba pazarına (veya çanağına) çevirmekağzını bırakıp kıçıyla (veya bir tarafıyla) gülmekağzını bıçak açmamakağzını dilini bağlamakağzını havaya (veya poyraza) açmakağzını hayra aç!ağzını kapamakağzını kapamak (veya kilitlemek)ağzını kiraya vermekağzını koklamakağzını kullanmak (veya satmak)ağzını mühürlemekağzını sıkı (veya pek) tutmakağzını toplamakağzını tutmakağzını tıkamakağzını öpeyim (veya seveyim)ağzının içi yangın yerine dönmekağzının içine bakmakağzının içine baktırmakağzının içine girmekağzının kaşığı (veya kalıbı veya lokması) olmamakağzının kokusunu çekmekağzının kâhyası olmakağzının mührü ileağzının payını (veya ölçüsünü veya kayarını) vermekağzının payını (veya ölçüsünü) almakağzının perhizi yokağzının suyu akmakağzının tadını bilmekağzıyla içmesini bilmekağzıyla kuş tutsa...ağız (veya ağzını) açmakağız (veya ağzını) büzmekağız aramak (veya yoklamak)ağız açtırmamakağız burun birbirine karışmakağız değiştirmekağız dil vermemekağız etmekağız eğmemekağız kullanmakağız satmakağız tamburası çalmakağız yapmakağız yaymakağız yer, yüz utanırağızda dağılmakağızda sakız gibi çiğnemekağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın
Birleşik Kelimeler (63)
ağız ağızaağız alışkanlığıağız atlasıağız bağıağız birliğiağız dalaşıağız değişikliğiağız dolusuağız kalabalığıağız kavafıağız kavgasıağız kokusuağız kuşağıağız nişanıağızotuağız şakasıağız tadıağız tatsızlığıağız tüfeğiağız tütünüağız ünlüsüağız ünsüzüağzı açıkağzı birağzı bozukağzı büyükağzı gevşekağzı havadaağzı kalabalıkağzı karaağzı kenetliağzı kilitliağzı kulaklarındaağzı pekağzı pisağzı sıkıağzına kadaraçıkağızbayramlık ağızçatal ağızsarıağızyarım ağızAcem ağzıaslanağzıdört yol ağzıdüşman ağzıesnaf ağzıhalk ağzıkapı ağzıkaynana ağzıkol ağzıkurtağzıkülhanbeyi ağzıküllük ağzımide ağzışoför ağzıtavşanağzıtezgâhtar ağzıyanardağ ağzıyavruağzıyol ağzıilk ağızdayüreği ağzında
eski (I)
1. sıfat, sıfat Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan; ezelî, ihtiyar (I), yeni karşıtı
"Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?" - Nurullah Ataç
2. sıfat önceki
"Bu durumun eski sevgilinin onurunu kırması doğal." - Ayla Kutlu
3. sıfat Geçerli olmayan
4. sıfat Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan
5. sıfat Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan
"Eski öğretmen."
6. sıfat Yeni olmayan, kullanılmış olan; müstamel
7. sıfat, isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
"Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum." - Halit Ziya Uşaklıgil
8. sıfat, isim Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz
"Mebus eskisi. Müdür eskisi."
"Mebus eskisi. Müdür eskisi."
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (15)
eski ağza yeni taameski defterleri kapatmakeski defterleri yoklamak (veya karıştırmak)eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmezeski düşman dost olmazeski hamam eski taseski hayratı da berbat etmekeski kimliğine bürünmekeski kulağı kesiklerden olmakeski köye yeni âdet getirmekeski çamlar bardak oldueskisi kadar (veya gibi)eskisi olmayanın yenisi (veya acarı) olmazeskisini aratmamakeskiye rağbet (veya itibar) olsaydı bitpazarına nur yağardı
Birleşik Kelimeler (17)
Eski Anadolu TürkçesiEski ÇağEski Dünyaeski eserlereski göz ağrısıeski kafalıeski kasımeski kurtEski Oğuz Türkçesieski püsküeski toprakeski tüfekEski TürkçeEski Türkiye TürkçesiEski Uygur Türkçesieski yazıbaşeski
Eski Dilde Ağız bulmacada nedir?

"Eski Dilde Ağız" bulmacalarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir bulmaca sorusudur. Kayıtlarımızda cevap olarak kullanabilecek1 kayıt bulunmuştur. Yeni oluşturmaya başladığımız bulmaca arşivine göre "Eski Dilde Ağız" terimi 0 defa bulmacalarda cevap olarak kullanılmıştır. Bu rakamlar sadece belli bir tarihten geçerli olarak tutulmaya başlanmıştır.

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz "Eski Dilde Ağız" sorusuna cevap olarak "DEHEN" yanıtları verilebilir.

Eğer aradığınız cevabı hala bulamadıysanız, yandaki alakalı soruları inceleyebilirsiniz.

IstatistikDeger
Cevap Sayısı1
Bulmacada Çıkma SıklığıBilinmiyor
Kelime Sayısı3
Harf Sayısı15
Eski Dilde Ağız | Bulmaca Sözlüğü