El İle Vurmak

MATH

Türkçe Sözlük Anlamları

el (I)
1. sıfat, isim Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü; dest, pençe
"El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk" - Ziya Osman Saba
"El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk" - Ziya Osman Saba
2. sıfat sahiplik
"Elimdeki bütün parayı bu eve yatırdım."
3. sıfat kez
"İki el silah sesi duyuldu."
4. sıfat İskambil oyunlarında oynama sırası
5. sıfat İskambil oyunlarında her bir tur
"Kış geceleri arkadaşlar arasında bir el poker çevirmek de keyiftir." - Peyami Safa
6. sıfat Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü
"Kapı eli."
el (II)
7. sıfat, isim yurt
"Çöller, Yemen ellerinden beter imiş." - Aka Gündüz
8. sıfat ahali
9. sıfat oba
"Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir" - Dadaloğlu
el (III)
10. sıfat, isim yabancı
"Kâtip benim ben kâtibin, el ne karışır!" - Halk türküsü
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (209)
... elinden çıkmakel (veya elini) uzatmakel (veya elini) yakmakel almakel atmakel ayak (veya etek) çekmekel ayak çekilmekel açmakel basmakel bağlamakel bebek gül bebekel bende!el değiştirmekel değmemekel dokunulmamakel el ile, değirmen yel ileel el üstünde olur, ev ev üstünde olmazel el üstünde oturmakel elde baş baştael elden kalmaz, dil dilden kalmazel elden üstündür (ta arşa kadar)el eli yıkar, iki el yüzüel ermez, güç yetmezel etek tutmakel etek öpmekel etmekel kadarel kaldırmakel katmakel koymakel ovuşturmakel pençeel pençe divanel pençe divan durmakel sürmemekel sıkmakel sıkışmakel tazelemekel terazi, göz mizanel tutmakel vergisi, gönül sevgisiel vermekel vurmamakel yarası onulur, dil yarası onulmazel yıkamakel çekmekel çektirmekel çırpmakel öpenlerin çok olsun!el öpmekel öpmekle ağız aşınmazel üstünde tutmakelde (veya elinde) olmamakelde avuçta (bir şey) kalmamakelde avuçta (ne varsa)elde etmekelde kalmakelde tutmakeldeki yara, yarasıza duvar deliğielden ayaktan düşmek (veya kesilmek)elden ağza yaşamakelden bırakmamak (veya düşürmemek)elden gel!elden geldiği kadarelden gelmemekelden geçirmekelden gitmekelden kaçmakelden kaçırmakelden ne gelir?elden çıkarmakelden çıkmakele almakele alınmazele alınırele avuca sığmamakele bakmakele gelmekele geçirmekele geçmekele vermekeli (veya elleri) armut devşirmekeli altında olmakeli alışmakeli ayağı (olmak)eli ayağı (veya ayağına) dolaşmakeli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak)eli ayağı titremek (veya çözülmek)eli ayağı tutmakeli aza varmamakeli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek)eli boş gelmekeli boş çıkmakeli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak)eli değmekeli dursa ayağı durmazeli ekmek tutmakeli eline değmemekeli ermekeli ermez gücü yetmezeli genişlemekeli gitmekeli harama uzanmakeli işe yatmakeli kalem tutmakeli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya olmak)eli kolu bağlı durmakeli kurusun!eli kırılmakeli kırılsın!eli olmakeli para görmekeli silah tutmakeli varmamak (veya gitmemek)eli yatmakelimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisielinde ... varelinde avucunda nesi varsaelinde bulunmak (veya olmak)elinde büyümekelinde kalmakelinde olmakelinde patlamakelinde tutmakelindenelinden (bir şey) düşmemekelinden (bir şeyi) düşürmemekelinden almakelinden bir iş (veya şey) gelmemekelinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmakelinden geleni ardına (veya arkasına) koymamakelinden geleni yapmakelinden gelmekelinden hiçbir şey kurtulmamakelinden iyi iş gelmekelinden iş çıkmamakelinden kan çıkmakelinden kurtulmakelinden tutmakeline (veya elinize veya ellerinize) sağlıkeline almakeline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)eline ayağına üşenmemekeline bakmakeline doğmakeline düşmekeline erkek eli değmemiş olmakeline eteğine doğrueline eteğine sarılmakeline fırsat geçmekeline geçmekeline kalmakeline su dökemezeline tutuşturmakeline yüzüne bulaştırmakelini arı kovanına sokmakelini ayağını (veya eteğini) kesmek (veya çekmek)elini ayağını öpeyimelini belli etmek (veya göstermek)elini kana bulamak (veya bulaştırmak)elini kolunu bağlamakelini kolunu sallaya sallaya gelmekelini kolunu sallaya sallaya gezmekelini kulağına atmakelini oynatmakelini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)elini sürmemekelini sıcak sudan soğuk suya sokmamakelini taşın altına koymak (veya sokmak)elini veren kolunu alamazelini vicdanına koymakelini çabuk tutmakelinin altında (olmak)elinin hamuruyla erkek işine karışmakelinin tersiyle itmekelinin tersiyle çarpmakelinle ver, ayağınla araeliyle koymuş gibielle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamakelle tutulurelle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır)elle tutulur tarafı olmamakeller yukarı!ellerde gezmekelleri (veya ellerin) dert görmesinellerim yanıma gelsinel mi yaman bey mi yaman? el yaman!elde bulunan beyde bulunmazel arı düşman gayretiel ağzına bakan, karısını tez boşarel beğenmezse yer beğensinel elin aynasıdırel elin eşeğini türkü çağırarak ararel elin nesine, gülerek gider yasınael eliyle yılan tutulurel ile gelen düğün bayramel iyisi olmakel için ağlayan gözden olurel için kuyu kazan, evvela kendisi düşerel için yanma nâra, yak çubuğunu bak keyfineel kazanıyla aş kaynamazel kazanıyla aş kaynatmakel yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanırelden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmazelden vefa, zehirden şifaele güne karşıele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımıelin ağzı torba değil ki büzesin
Birleşik Kelimeler (111)
el ağırlığıel alışkanlığıel altındael altındanel arabasıel ayasıel aynasıel becerisiel beziel birliğiel bombasıel çabukluğuel çantasıel çıpıel değirmeniel duşuel eleel emeğielenseel erimiel erkielezerel falıel feneriel freniel hareketiel havlusuel ilanıel işçiliğiel işiel kantarıel keseriel kılavuzuel kiriel kitabıel kürküel notuel oltasıelöpenel sabunuel sanatlarıel sözlüğüel şakasıel tasıel telefonuel telsiziel topuel ulağıel uzluğuel yatkınlığıel yazısıel yazmasıel yordamıelde birelden eleeli açıkeli ağıreli ayağı düzgüneli bayraklıelibelindeeli belindeeli boleli boşeliböğründeeli böğründeeli çabukeli dareli genişeli hafifeli koynundaeli kulağındaeli mahkûmeli maşalıelimsendeeli nimetlieli selekeli sıkıeli sopalıeli şakağındaeli yatkıneli uzeli uzuneli yatkıneli yordamlıeli yüreğindeeli yüzü düzgüneli yüzü temizeli zayıfeline ağıreline ayağına çabukeline çabukelinin körüazelfatmaanaelihavvaanaelimercananaelimeryemanaeliElbasan tavasıel erkiyad elgurbet eliTürk eliyad ellerel adamıel âlemel kapısıelkızıeloğluelin adamıelin oğluyedi kat el
vurmakur (I)
1. sıfat, -e Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere veya bir kimseye hızla çarpmak; çakmak, geçirmek, inmek
"Masaya vurmak. Birinin başına vurmak."
2. sıfat, -i Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
"Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor." - Refik Halit Karay
3. sıfat Etkisi bir yere kadar ulaşmak
"Su dışarı vurdu."
4. sıfat Duyulmak, hissedilmek
5. sıfat Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek
"Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur." - Refik Halit Karay
6. sıfat Olumsuz yönde etkilemek
"Kriz kitap dünyasını da vurdu."
7. sıfat, -e Hızla değmek, çarpmak
"Arabalar aniden birbirine vurdu. Ayağını güm güm yere vurarak..."
"Arabalar aniden birbirine vurdu. Ayağını güm güm yere vurarak..."
8. sıfat Bir yere bir şey sürmek
"Duvara boya, tahtaya cila vurmak istedi."
9. sıfat Takmak, koymak, bağlamak
"Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler!" - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
10. sıfat Bağlamak, ilişkilendirmek
"Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar." - Refik Halit Karay
11. sıfat Olduğundan başka biçimde görünmek
"Deliliğe vurmak."
12. sıfat, nesnesiz Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak
"Bıçak vurmak."
13. sıfat, nesnesiz Uygulamak, basmak, koymak
"Damga vurmak."
14. sıfat Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak
15. sıfat, -i Amaçladığı şeye rast getirmek
16. sıfat, -i Silahla yaralamak, öldürmek
"Bir gün kızı kurtarmışlar, ayıyı vurmuşlar." - Halide Edip Adıvar
17. sıfat Dokunmak, hasta etmek
"Bizim evin bacası çekmiyor. Bütün kış, maaile kömür vuruyor bizi bu yüzden." - Nâzım Hikmet
18. sıfat, nesnesiz Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek
"Dolu, bu yıl ekinlerin çoğunu vurmuş." - Fikret Otyam
19. sıfat, nesnesiz Kalp atmak, çarpmak
"Kalbi öylesine kopacakmış gibi vuruyordu."
20. sıfat Piyango vb. çıkmak, isabet etmek
21. sıfat, -i Desteklemek, dayamak
"Akşam olunca kapının desteğini vurduk."
22. sıfat Koymak, yerleştirmek
"Hamalın biri sırtına koca bir ayna vurmuş götürüyordu." - Haldun Taner
23. sıfat Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak
24. sıfat Tavla oyununda pulu kırmak
25. zarf, mecaz Manevi olarak yaralamak
26. zarf, argo İçki içmek
27. zarf, argo Kadeh tokuşturmak
28. sıfat, -i Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak
"Birinin on milyon lirasını vurmak."
"Birinin on milyon lirasını vurmak."
29. sıfat, -e Çarpma işlemini yapmak
"İkiyi dörde vurursak sekiz eder."
"İkiyi dörde vurursak sekiz eder."
"İkiyi dörde vurursak sekiz eder."
Atasözleri, Deyimler ve Kalıp Sözler (7)
vur abalıyavur aşağı tut yukarıvur dediysek öldür demedik (ya)vur patlasın, çal oynasınvurdukça tozumakvurduğu yerden ses gelmekvurup kafayı yatmak (veya uyumak)
Birleşik Kelimeler (4)
vurkaçvurtutbaşvurmakdışa vurum
El İle Vurmak bulmacada nedir?

"El İle Vurmak" bulmacalarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir bulmaca sorusudur. Kayıtlarımızda cevap olarak kullanabilecek1 kayıt bulunmuştur. Yeni oluşturmaya başladığımız bulmaca arşivine göre "El İle Vurmak" terimi 0 defa bulmacalarda cevap olarak kullanılmıştır. Bu rakamlar sadece belli bir tarihten geçerli olarak tutulmaya başlanmıştır.

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz "El İle Vurmak" sorusuna cevap olarak "MATH" yanıtları verilebilir.

Eğer aradığınız cevabı hala bulamadıysanız, yandaki alakalı soruları inceleyebilirsiniz.

IstatistikDeger
Cevap Sayısı1
Bulmacada Çıkma SıklığıBilinmiyor
Kelime Sayısı3
Harf Sayısı13
El İle Vurmak | Bulmaca Sözlüğü