1. sıfat, nesnesiz Hareketsiz durumda olmak"Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
2. sıfat İşlemez olmak, çalışmamak"Bileğimdeki saat durmuş." - Aka Gündüz
3. sıfat Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek; tevakkuf etmek"Yolda nerede çeşme gördümse durdum, elimi yüzümü yıkadım, su içtim." - Necati Cumalı
4. sıfat Sona ermek; kesilmek 5. sıfat Varlığını sürdürmek"Türklerin yüzlerce yıl önceki kitabeleri hâlâ duruyor."
6. sıfat Var olmak"Bu kadar dersim dururken sinemaya nasıl gideyim?"
7. sıfat Beklemek, dikilmek"Oturacak değil, ayakta duracak yer yok." - Reşat Nuri Güntekin
8. sıfat Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak"Yazlık eviniz hâlâ duruyor mu?"
9. sıfat Bir yerde kalmak"Artık çok durmamış, yanındaki hanımla birlikte balodan çıkmış." - Mahmut Yesari
10. sıfat Bir yerde olmak veya bulunmak"Aspirin getirmeyeceğini adı gibi biliyordu çünkü çekmecesinde dokunulmamış bir kutu duruyordu." - Tarık Buğra
11. sıfat Belli bir durumda, bir görevde bulunmak"Her gelişimde ben de maçları seyreder, kaleci dururdum." - Haldun Taner
12. sıfat Ara vermek"Sabahtan beri hiç durmadım."
14. sıfat, yardımcı fiil Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi